İslam'ın Işığında Günümüz Meseleleri
İslam'ın Işığında Günümüz Meseleleri
VAV TV, İslam'ın Işığında Günümüz Meseleleri programında Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Yüksek İstişare Kurulu eski üyesi Dr. Hüseyin Kayapınar sorularınızı cevaplandırmaya devam ediyor...
Soru 1: Müteahhit Evi Teslim Edemezse Para İadesi Altın Olarak Alınabilir mi?
Soru: Bir müteahhit ile anlaştık. Dairenin bedelini taksitle ödeyerek tamamladım. Müteahhit evi teslim edemez ise ödediğim tutarı altın olarak isteyebilir miyim?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Bismillahirrahmanirrahim. Bu müteahhidin evi teslim edememesi acaba tümüyle mi yoksa geciktirerek mi? Çünkü müteahhitlerle yapılan sözleşmelerde "Filan tarihe kadar teslim edemezse şu kadar cezai şart uygulanacak" gibi maddeler bulunuyor. [...] Eğer olay gecikme ise; müteahhit vaktinde teslim edememiş, 6 ay sonra teslim etmişse, o takdirde daha önce konuşulan cezai şartı (gecikme farkını) alır.
Eğer hiç teslim edemezse ve müşteri Türk Lirası olarak ödemişse; altın burada ölçü değildir. Altının değer artışı ile demirin, çimentonun veya gıda maddelerinin artışı (enflasyon) her zaman aynı gitmiyor. [...] Dolayısıyla borçların ödenmesinde altını veya gümüşü esas almak pek adil olmaz. Peki, ne yapacak bu insan? Genelde borçları vadesinde ödeyememe durumunda uygulanacak ceza, enflasyon farkı olarak değerlendiriliyor. Yani paranın ödendiği gün ile tahsil edileceği gün arasındaki enflasyon farkı neyse o kadarını alır.
Sunucu: Hocam anlaşmanın başında, "Eğer gecikme olursa biz bunu altın üzerinden değerlendireceğiz" gibi bir anlaşma yapsalar?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Eğer öyle bir anlaşma varsa bu olabilir. Çünkü bu bir borç değil, ileride yapılacak olan kusurun tazminidir.
Soru 2: Dinde Kabir Azabı Var mıdır?
Soru: Dinimizde kabir azabı gerçekten var mıdır?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Kur'an-ı Kerim'de net olarak "kabir azabı vardır" diyen bir ayet yok. Ancak bazı ayetlerin kabir azabına delalet ettiği (işaret ettiği) yönünde yorumlar var. Örneğin Firavun ve adamlarına Allah'ın iki defa azap edeceği, keza münafıklara iki defa azap edileceği ifade ediliyor. Bu azaplardan biri cehennem azabıdır, ulema diğerinin kabir azabı olduğunu söyler.
Ayet net olmadığı için kabir azabını inkar etmek insanı dinden çıkarmaz ancak Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bu konuda net hadisleri vardır. Örneğin; "Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur" hadisi meşhurdur. [...] Biz kabir azabının var olduğuna inanıyoruz, çünkü ayetler buna işaret ediyor ve net hadisler var.
Soru 3: Babanın Evliliğe İzin Vermemesi ve Kader
Soru: Oğlumun evlenmek istediği kişiyi babasının uygun görmeyip işi bozması kader midir? Babanın oğlu üzerinde böyle bir hakkı dinen var mıdır?
Dr. Hüseyin Kayapınar: İnsanların yaptığı her şey kaderdir, Allah'ın takdiriyle olur. Baba neden istemiyor? Müslüman olarak aile kurarken kriterlerimiz bellidir; dindar olacak, ahlakı düzgün olacak vb. Kızlarda "kefaet" (denklik) diye bir durum vardır. Kızın evleneceği erkeğin dini ve ahlaki yönden aşağı seviyede olmaması gerekir. Eğer damat adayı ayyaş veya kumarbazsa baba buna engel olabilir.
Aynı şekilde erkek çocuk için de; eğer gönül verdiği kişinin inancı yoksa, ahlaki değerleri zayıfsa baba engel olabilir. Ancak tamamen nefsani sebeplerle ("Ben bunun dedesini sevmezdim" gibi) engel oluyorsa bu hoş olmaz. Ahlaki ve dini sebeplerden dolayı istemiyorsa babanın buna hakkı vardır.
Soru 4: "O Müslümansa Ben Değilim" Sözü
Soru: Bir kişi, Müslüman olan biri için "O Müslümansa ben değilim" diyor. Bunu söyleyen kişi dinden çıkar mı?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Bu söz dinden çıkarmaz ama hoş bir laf da değildir. [...] Hadis-i şerifte "Bir kimse birisine kafir derse bu söz havada kalmaz, karşıdaki kafir değilse kendisine döner" buyrulur. Ancak bu hadis "kendisi kafir olur" şeklinde değil, manevi sorumluluk olarak anlaşılır. [...] Bir insanı dinden çıkaran şeyler; inkar etmek, dini değerlerle alay etmek (istihza) veya dini hafife almaktır.
Soru 5: Akrabalık İlişkileri
Soru: Dinimize göre akrabalık ilişkileri her halükarda sürdürülmeli midir?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Saygı ve ziyaret olmalıdır. Ancak bir akraba kişiyi dinden uzaklaştırmaya, Allah'a isyana teşvik ediyorsa onunla samimiyet azaltılabilir. Yine de ilişki tamamen kesilmez. Baba gayrimüslim bile olsa evlat onunla irtibatı kesemez, muhtaçsa nafakasını temin eder.
Soru 6: Camiye Gitmeyip Evde Cemaat Yapmak
Soru: Evim camiye yakın ama kızlarıma cemaatle namaz kıldırmak için bazen camiye gitmiyorum. Evdeki cemaat de camilerdeki gibi 27 kat sevap mıdır?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Camiye gitmek farz, vacip veya sünnet (en aşağı görüşe göre müekked sünnet) olarak değerlendirilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Camiye komşu olanın namazı ancak camide olur" buyurmuştur. Mümkün mertebe camiye gidilmelidir.
Evde kızlarına cemaat yaptırmak için farzı camide terk etmek doğru olmaz. Sünnetleri ve nafileleri evde kıldırabilir. Hadiste "Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınandan 27 derece üstündür" ifadesi mutlaktır, evde de bu sevap alınabilir. Ancak camiye giderken atılan her adımda sevap kazanılması gibi ekstra faziletlerden mahrum kalınır.
Soru 7: Kayınvalide ile Oturma Zorunluluğu
Soru: Eşim ısrarla kayınvalidem ile oturmamızı istiyor. Dinen böyle bir zorunluluğum var mı?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Dinen bir hanımın kendisine özel bir evde (veya müstakil girişi/imkanları olan bir bölümde) yaşama hakkı vardır, koca bunu temin etmek zorundadır. Ancak kayınvalide bakıma muhtaçsa, koca annesine bakmak zorundadır. Eğer imkan varsa yakın bir ev tutulur, yoksa evin içinde hanıma özel bir alan ayrılarak (müstakil oda vb.) bakım sağlanabilir. Anneler atılmaz, gelin hanımlar da buna anlayış göstermelidir.
Soru 8: Ticarette Kar Marjı
Soru: Sattığımız ürünlerdeki kar marjı yüzde kaç olursa caiz olur?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Fıkhi olarak kar marjında kesin bir sınırlama yoktur. Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde fiyat dondurma (narh) talebi gelmiş, Efendimiz buna yanaşmamış ve serbest piyasayı işaret etmiştir. Hz. Osman'ın kervanı olayında da, tüccarların verdiği yüksek kârları reddedip "Bana bire 700 veren var" (Allah) diyerek sadaka vermesi, kar sınırının olmadığını gösterir.
Ancak "Gabn-ı Fahiş" (aşırı aldatma) diye bir kavram vardır. Eğer satıcı, müşterinin bilgisizliğinden yararlanıp piyasa değerinin çok üzerinde (örneğin taşınırlarda %5, taşınmazlarda %20'den fazla farkla) satarsa bu caiz olmaz ve müşteri akdi feshedebilir. Ayrıca karaborsacılık yapmak veya fahiş fiyatla toplumu zor durumda bırakmak ahlaki değildir.
Soru 9: Avrupa'da Fitre Miktarı
Soru: Avrupa'da yaşayanlar fitresini Diyanet'in (Türkiye için) belirlediği meblağa göre mi ödemeli?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Hayır. Fitre, kişinin yaşadığı ve fitreyi vereceği yerdeki yaşam standartlarına göre belirlenir. Türkiye'de 240 TL ile bir kişi doyabilirken, Almanya'da bu rakam (Euro karşılığı) yetersiz kalabilir. Avrupa'daki vatandaşlarımız, oradaki din hizmetleri müşavirliklerinin açıkladığı rakamları esas almalıdır.
Soru 10: Öğle Namazının Son Sünneti
Soru: Cemaatle namaz kıldığım zaman öğle namazının son sünnetini dört rekat olarak kılıyorum. Sakıncası var mı?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Sakıncası yoktur, kılınabilir. Fıkıh kitaplarında "Öğleden sonra iki rekat, dilerse dört rekat" ifadesi geçer. Eğer dört kılınacaksa, ilk iki rekattan sonra (ikinci oturuşta) "Salli ve Barik" dualarının okunması iyi olur, çünkü son iki rekat nafile hükmündedir.
Soru 11: Çocuklara "Rahim" İsmi Verilmesi
Soru: Çocuklara Allah'ın isimleri verilebilir mi?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Allah'ın isimlerinden sadece O'na mahsus olanlar (Halık, Rezzak, Rahman vb.) doğrudan insana verilmez; başına "Abd" (kulu) eklenerek Abdurrahman, Abdülhalik şeklinde verilir. Ancak "Kerim", "Rahim" gibi hem Allah'ın sıfatı olan hem de insanlarda bulunabilen vasıflar isim olarak konulabilir. Yine de en güzeli başına "Abd" eklemektir.
Soru 12: Başörtüsü Üzerine Mesh
Soru: Abdest alırken başörtüsünün üzerinden baş mesh edilebilir mi?
Dr. Hüseyin Kayapınar: Edilemez. Meshin geçerli olması için ıslaklığın saça ulaşması gerekir. Günümüzdeki başörtüleri ve boneler kalındır, suyu geçirmez.
-->
-->
-->
-->