Osman Şahin'in sesinden 24. Cüz I Mukabele

24. cüz, Zümer suresinin 32-75. ayetlerini, Mü'min suresini ve Fussilet suresinin 1-47. ayetlerini ihtiva eder

24. CÜZDE HANGİ SURELER BULUNUR?

Kur'an-ı Kerim'in 24. cüzü Zümer suresinin 32-75. ayetlerini, Mü'min suresini ve Fussilet suresinin 1-47. ayetlerini ihtiva eder

ZÜMER SURESİ

Kur'an-ı Kerim'in otuz dokuzuncu suresi olan Zümer, Mekke döneminde nazil olmuştur. Adını 71 ve 73. âyetlerinde geçen, "âhirette kâfir ve müminlerin oluşturduğu topluluklar" anlamındaki "zümer" kelimesinden almıştır.

🔸 Surede göklerde ve yerde Allah'ın birliğini gösteren deliller, mü'minlerin cennete, kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilir. Kullar, ölüm gelip çatmadan Allah'a yönelmeye çağrılır.

ZÜMER SURESİNDE VURGULANAN KONULAR

🔸Zümer suresinde hiçbir şeyin Allah'a ortak ve denk tutulamayacağı, O'nun mutlak ve eşsiz yaratıcı olduğu, bu sebeple insanın her durumda O'na yönelip bağlanması gerektiği belirtilir.

🔸 Zümer suresindeki ayetlerde Allah'ın rahmetinden ümit kesilmesinin doğru olmadığı buyrulur. Çünkü Allah'ın, dönüş yapıp kendisine yönelenlerin bütün günahlarını bağışlayacağı müjdelenir.

🔸İnsanlar, âhiret azabıyla yüz yüze gelmeden önce, fırsat eldeyken inançlarını ve yaşayışlarını düzeltmeye çağırılmaktadır.

24. Cüz - Zümer suresinin 32 -75. ayetleri

🔸 Surede, düşünüp öğüt almak isteyenler için Kur'an'da her türlü misalin bulunduğu bildirilir.

🔸 Peygamber Efendimize hitap edilerek inkarcıların kıyamet gününde Allah'ın huzurunda hesaplaşacakları belirtilir.

De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Muhakkak ki ben de yapmam gerekeni yapacağım! Kime alçaltıcı bir azabın geleceğini, kimin tepesine sonu gelmez bir azabın ineceğini yakında öğreneceksiniz!" (Zümer suresi, 39-40. ayetler)

🔸 Uykunun bir nevi ölüm hali sayıldığı, herkesin belirlenmiş bir vakitte ölümü tadacağından ve Allah nezdinde hiçbir putun şefaatçi olamayacağı ifade edilir.

🔸 Yüce Allah, günah işleyen kimselere seslenerek samimiyetle tövbe eden ve o günden sonra ilâhî emirlere uyan kimselerin günahlarını affedeceğini bildirilir.

De ki (Allah şöyle buyuruyor): "Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir." (Zümer suresi, 53. ayet)

MÜ'MİN SURESİ

56 ve 57. âyetler hariç Mekke döneminde nazil olan Mü'min suresi, Kur'an-ı Kerim'in kırkıncı suresidir. 85 ayetten oluşan sure Firavun'un ailesine mensup olan mümin bir kişiden bahsedildiği için bu ismi almıştır.

🔸 Âyette sözü edilen mü'min, Firavun ailesinin; gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir.

🔸 Sure, Allah'ın sıfatlarından biri olan ve 3. âyette geçen "ğâfir" kelimesinden dolayı "Ğâfîr sûresi" diye de anılmaktadır. "Ğâfir", bağışlayan anlamına gelir.

MÜMİN SURESİNDE VURGULANAN KONULAR

🔸Mü'min suresinde başlıca, Allah'ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır.

🔸 Surede genel olarak "Allah'ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlar"dan, bu âyetlere karşı mücadele verenlerden söz edilir. Mekke putperestlerinin zenginlerinden oluşan bu kesimin karakteri, genel tutumları ve görecekleri cezalar üzerinde durulur.

🔸 Mü'min suresinde Allah'ın rahmetinin ve ilminin genişliği, kudretinin sınırsızlığı; ilâhî hakikatleri yalanlamaya kalkışanların cezaları ve pişmanlıkları, uhrevî yargılamanın adaletli oluşu gibi konulara dair açıklamalar yer alır.

" Kitabın indirilişi azîz ve alîm olan, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, hem cezalandırması şiddetli hem lutfu bol olan Allah'ın katındandır. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş yalnız O'nadır." (Mü'min suresi, 2-3. ayetler)

🔸 Allah'tan başka ilâh bulunmadığı ve O'ndan başkası için yapılan ibadetlerin geçersiz olduğu hatırlatılırken öldükten sonra tekrar dirilmenin mümkün olduğu anlatılarak bu konuda insanların uyarılır.

24. Cüz - Mü'min suresinin 1-85. ayetleri

🔸 Mü'min suresinde Hz. Nuh'un kavmi ve ardından gelen diğer inkârcı grupların dünya ve âhiretteki âkıbetlerinden söz edilir. İnkarcılar için azabın olduğunu haber veren âyetlerin yanında ilâhî rahmet ve cennetten bahsedilir. Kafirlerin hesap gününde ve cehennemdeki durumları anlatılır.

🔸 Musa ile Firavun mücadelesine yer verilir. Sonra Firavun ailesinden olup imanını gizlemiş olan bir müminin temiz fıtrata hitap eden konuşmaları aktarılır. Fakat Firavun tarafından akşam sabah ateşe arzedilmek suretiyle cezalandırıldığı bildirilir.

🔸Yüce Allah'ın peygamberlere ve onlara iman edenlere dünya hayatında zafer vereceği, ahirette de kendilerini mutlu kılacağını, zalimlere ise lânet edileceği bildirilir.

FUSSİLET SURESİ

Kur'an-ı Kerim'in kırk birinci suresi olan Fussilet, 54 âyettir. Adını üçüncü âyette geçen ve Kur'an âyetlerini niteleyen "fussilet" ifadesinden alır. "Fussilet", "genişçe açıklandı" anlamına gelir.

🔸 Fussilet suresi, "Hâ Mîm es-Secde" diye de anılır.

🔸 Hakka davet, batılda ısrar edenlerin uyarılması, vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevî etkileri konu edilir.

FUSSİLET SURESİNDE VURGULANAN KONULAR

🔸 Kur'an'ın, rahmân ve rahîm olan Allah'ın katından indirilmiş bir kitap olduğunu belirtilir.

🔸 Mekke putperestlerinin durumu, Peygamber, Kur'an ve İslâm karşısındaki inkârcı, inatçı ve baskıcı tutumları ve onun sesini boğma gayretleri, nihayet bütün bu davranışlarıyla nasıl bir âkıbeti hak ettikleri üzerinde durulur.

🔸 Geçmişteki bazı kavimlerin, kendi dinleri ve peygamberleri karşısındaki haksız tavırlarıyla bu yüzden başlarına gelen felâketlere dair uyarıcı mahiyette kısa bilgiler verilmiştir.

Semûd kavmine gelince, onlara doğru yolu gösterdik ama körlüğü doğru yolu görmeye tercih ettiler; nihayet kendi yapıp ettiklerinin sonucu olarak alçaltıcı bir yıldırım azabı yakalayıverdi onları! İnanan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanları da kurtardık. (Fussilet suresi, 17-18. ayetler)

24. Cüz - Fussilet suresinin 1-47. ayetleri

🔸 İlk ayetlerde Kur'an'ın rahmân ve rahîm olan Allah tarafından indirilmiş bir kitap olduğu, Tek bir ilâh olan Allah'a inanıp ona yönelmek gerektiği belirtilir.

🔸 Surede alemlerin rabbi olan Allah'ın kudret ve azametinin delilleri gösterilir. O'nu inkâr etmenin ve O'na ortak koşmanın anlamsızlığı ve bunun sonuçları dile getirilir. Hakikatten yüz çevirenlerin akıbetinin Âd ve Semûd kavimleri gibi olacağı bildirilir.

🔸"Rabbimiz Allah'tır" diyen müminlerin ihlâs ve samimiyetleri anlatılır ve onların her iki dünyadaki mutlu olacakları bildirilir.

MUKABELE NASIL OKUNUR?

Mukabele karşılık verme, karşılıklı okuma anlamına gelir. Bir kimsenin Kur'an'ı ezberden veya kitaptan yüksek sesle okuması ve onu dinleyen topluluğun da sessizce Kur'an'dan takip etmesi anlamına gelen mukabele şu şekilde okunmalıdır:

🔸 Okumaya başlamadan önce ağız misvakla temizlenmeli.

🔸 Mescit veya bir başka temiz yerde okunmalı.

🔸 Kıbleye yönelmeli.

🔸 Allah Teâla'nın Nahl suresinin 98'inci ayetinde buyurduğu üzere "Kur'an okuyacak olduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın" sözünden hareketle Kur'an okumaya başlarken euzü besmele çekilmelidir.

🔸 Tevbe Suresi hariç her surenin başında besmele çekilmelidir.

🔸 Okunan Kur'an ayetlerini huşu ile dinleyip anlamları hakkında düşünmelidir.

🔸 Sesi güzelleştirmek ve Kur'an-ı Kerim'i tane tane okumak gerekir. Aceleci davranmamak ve med kaidelerine uymak gerekir.

MUKABELE NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Peygamber Efendimize (sav) 610 yılında ilk vahyin gelişiyle başlayan Kur'an'ın indiriliş süreci, 632 yılına kadar, yaklaşık 23 yıl devam etti.

🔸 Peygamberimizle (sav) Cebrail, her yıl Ramazan ayında bir araya gelerek, o güne kadar indirilen Kur'an ayetlerini, karşılıklı olarak okudular. Önce Cebrail okur Peygamberimiz (sav) dinlerdi. Daha sonra da Peygamberimiz okur, Cebrail dinlerdi.

🔸 Bu durum Peygamberimizin (sav) vefat ettiği yıl 632 de iki kez tekrarlandı. Böylece Kur'an ayetlerinin unutulmasının önüne geçildi. Peygamberimizin (sav) bu davranışını kendilerine örnek alan Müslümanlar, bunu dini bir gelenek olarak günümüze kadar sürdürmüşlerdi.

PEYGAMBERİMİZ KUR'AN'I BAŞKASINDAN DİNLEMEYİ SEVERDİ

Peygamber Efendimiz (sav), Kur'an'ı başkasından dinlemeyi severdi. Başkasından dinlerken mübarek gözyaşlarını tutamazdı.

🔸 Bir hadiste, Allah'ın evlerinden birinde O'nun kitabını okuyan ve müzakere eden cemaati rahmetin kaplayacağı, onları meleklerin kuşatacağı ve Allah Teâlâ'nın o mecliste yer alanları kendi nezdinde bulunanlara bildireceği kaydedilir.

Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî

İbn-i Mes'ud (ra) anlatıyor:

Resulullah (sav) bana hitaben: "Bana Kur'ân oku!" buyurdu. Ben "Ya Resûlallah! Kur'ân sana indirildiği halde, sana Kur'ân'ı ben mi okuyacağım?" dedim. Allah Resulü (sav) "Ben Kur'an'ı kendimden başka birisinden dinlemeyi hakikaten severim" buyurdu. Bunun üzerine, Resul-i Ekrem'e (sav) Nisâ suresinden okumaya başladım.

Nihayet "Her ümmetten birer şâhit getirdiğimiz ve ey Muhammed, onların üzerlerine de seni şâhit olarak getirdiğimiz zaman onların hâli nice olur?" ayetine geldiğimde, Resûl-i Ekrem Efendimiz (sav) "Şimdilik yeter!" buyurdu. Dönüp baktığımda, bir de ne göreyim, Resul-i Ekrem Efendimizin (sav) iki gözünden yaşlar akıyordu.

DİĞER PROGRAMLAR

TÜMÜ
-->
Fıkıh Meclisi
-->
Hadis İklimi
-->
Sofra
-->
Peygamberlerimizin İzinden
-->
Eğitim Atölyesi
-->
Divan
-->
Ender Doğan İlahileri
-->
Ufuk Çizgisi
CANLI YAYINA MESAJ GÖNDER