Gençlerle Baş Başa

Prof. Dr. Tahsin Görgün Gençlerle Baş Başa'da!

58. Bölüm

Akıl ve kalp arasındaki denge nasıl sağlanabilir?

VAV TV ekranlarında yayınlanan "Gençlerle Baş Başa" programına konuk olan Prof. Dr. Tahsin Görgün, Epstein skandalından Gazze'deki soykırıma, Batı'nın tarih algısından İslam medeniyetinin geleceğine kadar pek çok konuda gençlerin sorularını yanıtladı. Görgün, modern dünyanın "hakikat sonrası" (post-truth) bir manipülasyon çağına girdiğini vurguladı.

İslam düşüncesi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Tahsin Görgün, üniversite gençleriyle bir araya gelerek gündemdeki sıcak başlıkları ve medeniyet tasavvurunu değerlendirdi.

Programda gündemi meşgul eden Epstein davası ve Batı ahlakı üzerine gelen bir soruyu yanıtlayan Görgün, yaşananların münferit bir suç değil, sistemsel bir kriz olduğunu belirtti. Görgün, bu durumu Gazze'de yaşananlarla ilişkilendirerek, "Nasıl ki Gazze'de iyi-kötü ayrımı yapılmadan bir soykırım icra ediliyorsa, Epstein hadisesi de ahlaki sınır tanımaksızın insan yavrusunun suistimal edilmesidir" dedi.

Batı'daki hakim "üst aklın" işleyişini eleştiren Görgün, modern dünyada amacına ulaşmak için her şeyi kullanmanın meşru sayıldığı bir anlayışın hakim olduğunu ifade etti. Görgün, "Bunun adı post-truth, yani hakikat sonrası çağdır. Hakikatin, iyi ve kötü ayrımının anlamsızlaştığı, insanların manipüle edilerek köleleştirildiği bir sistemle karşı karşıyayız" şeklinde konuştu.

Almanya'da Frankfurt Üniversitesi'nde uzun yıllar misafir öğretim üyesi olarak bulunan Görgün, Batı tarih yazımının büyük bir yanılsama üzerine kurulu olduğunu anlattı. Avrupalı öğrencilere modern Avrupa'nın oluşumunda İslam medeniyetinin etkisini belgeleriyle anlattığını belirten Görgün, "Batılıların 'The West invented itself' (Batı kendi kendini icat etti) diye bir tabiri vardır. Sanki başka hiçbir medeniyetten istifade etmemişler gibi anlatırlar ama hakikat böyle değildir" dedi.

Görgün, Batı'nın geçmişindeki karanlık noktalara da değinerek, 1960-70'lere kadar İsviçre'de Afrika'dan getirilen insanların sergilendiği "insan panayırları" kurulduğunu hatırlattı ve Batı'nın kendi tarihiyle yüzleşmekte zorlandığını, aksine "makbul bir geçmiş uydurmaya" çalıştığını ifade etti.

Bir öğrencinin İslam devletlerinin Gazze'deki zulme sessiz kalmasıyla ilgili sorusu üzerine Görgün, sorunun kökeninin 1917'ye, İngiliz işgaline dayandığını hatırlattı. Mevcut dünya düzeninde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) yapısına dikkat çeken Görgün, "BMGK'nın kuruluşundaki bir numaralı vazife İsrail devletini kurdurmak ve korumaktır. İsrail ile savaşmaya kalkmak, bu beş daimi üyeye savaş açmak demektir" değerlendirmesinde bulundu.

Mevcut güç dengesinde sıcak savaşın zorluklarına değinen Görgün, Müslümanların en büyük vazifesinin aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp "söz ve işbirliği" oluşturarak caydırıcı bir güç haline gelmek olduğunu vurguladı.

Konuşmasında umutlu mesajlar da veren Prof. Dr. Görgün, 20. yüzyılda İslam dünyasının bir iniş yaşadığını ancak bu inişin sona erdiğini belirtti. "16. yüzyılda Mars'tan biri gelse dünyanın İslam olmanın eşiğinde olduğunu düşünürdü" diyen bir Batılı tarihçiye atıfta bulunan Görgün, bugün de benzer bir potansiyelin var olduğunu savundu.

Görgün sözlerini şöyle tamamladı: "Bütün ideolojiler buharlaşıp gitti, geriye İslamiyet kaldı. Biz Müslümanlar olarak vazifemizi yaptığımızda, yeryüzünü yeniden imar edecek ve adaleti tesis edecek potansiyele sahibiz. İslam medeniyetini ihya etmek bir adım önümüzdedir."

Daha Fazla Göster
CANLI YAYINA MESAJ GÖNDER